Lucid (Lüsid) Rüyada Yeni Sınırlar

Rüyalar, hepimizin ziyaret ettiği garip bir alemdir, ve biz orada deneyimlediğimiz olağanüstü olayların ve yerlerin yalnızca en belirsiz anılarına sahibiz. Geçen yüzyılda, rüyaların bilimsel çalışmalarına olanak sağlayan polisomnografi gibi yöntemler ortaya çıktı. Ancak ilerleme zordur çünkü rüyayı gören kişinin uyandığında verdiği raporlara güvenmek zorunda kalırız ve bilinçdışından bilinçli duruma geçer geçmez ayrıntıları kaybederiz. Bir süredir araştırmacılar, rüyalara doğrudan erişmenin ve rüya görme hakkındaki gerçek bilgilerden ziyade rüyalara gerçek zamanlı olarak ulaşmanın yollarını bulmaya çalıştılar. Lucid rüyalar bu diğer aleme bir kapı açabilir.

 

Lucid rüya, bir rüyada olmanın bilinçli olarak farkında olma hali ve rüyaları kontrol etme becerisine sahip olmaya verilen isimdir. 1970-1980 yılları arasında Stephen Laberge, insanların lucid rüyalar görmeyi öğrenmelerine yardımcı olacak yöntemler ve rüyayı gören kişinin bilincine potansiyel olarak erişmeye yönelik teknikler geliştirdi.

 

Hiç lucid rüya gördünüz mü? Bunu deneyimlediyseniz, ayrıca rüyayı nasıl şekillendirebileceğinizi, değiştireceğinizi ve rüya esnasındaki duygularınızı nasıl değiştirebileceğinizi de hissetmiş olabilirsiniz. Bu rüyaların farkında olma ve değiştirme yeteneği, sıklıkla kabuslarla baş etmeye çalışan ve travma sonrası stres bozukluğu olan kişiler için kullanışlı olabilir.

 

Lucid rüya görebilen kişilerle, lucid rüya sırasında iletişim kurmak mümkündür. Laberge, rüya gördüklerinin bilinçli olarak farkında olan katılımcıların rüya esnasında araştırmacılara göz hareketlerini kullanarak sinyaller gönderebildiği  bir araştırma tekniği geliştirdi. Daha sonraki araştırmalar, lucid rüya görmenin doğasını daha fazla araştırmak için bu çalışma üzerine inşa edildi. Tahmin edebileceğiniz gibi, lucid rüya gören katılımcıları bulmanın ve araştırmayı yürütmenin zorluğundan dolayı, çalışmaların çoğu az sayıda katılımcıyla yapıldı. Bu çalışmalarda katılımcılar, lucid rüya durumuna girdiklerinde araştırmacılara sinyal göndermek için önceden ayarlanmış göz hareketlerini kullandılar ve rüyada olma bilincine sahip oldular.

 

Konkoly ve arkadaşları (2021) tarafından yakın zamanda yapılan bir çalışma, önceki araştırmaları önemli ölçüde genişletmiştir. Bu çalışma      Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Fransa ve Hollanda’daki bilim adamları tarafından yapıldı. Her bir grup biraz farklı deneysel teknikler kullansa da, REM uykusunu doğrulamak için hepsi polisomnografi kullandı. REM uykusu esnasında EEG kalıpları uyanık olma kalıbına benzer olduğunda, istemli kas tonusunun kaybının yanında karakteristik hızlı göz hareketleri vardır. Polisomnografi ve kör değerlendiriciler kullanarak, hem REM uykusunu hem de katılımcıların tepkilerini tespit etmek mümkündü.

 

Çalışmada 36 katılımcı vardı. Çoğu, sıklıkla lucid rüyayı deneyimleyenler ya da en azından bazı lucid rüya deneyimlerine sahip olanlardı. Fransa’da, gündüz aşırı uyku hali, hipnogojik görüntüler ve uyku felci gibi parasomnialar ve katapleksi(genellikle duygusal olarak yüklü geçirilen gün boyunca meydana gelen geçici felç) ile karakterize nörolojik bir bozukluk olan narkolepsi teşhisi konan bir katılımcı vardı.

Grupların her biri lucid rüyayı ortaya çıkarmak için çeşitli yöntemler kullandı. Amerikalı araştırmacılar, lucid rüya görenleri eğitmek için uykudan önce ve tekrardan uyku esnasında duyusal uyarının sağlandığı bir yöntem kullandı. Alman araştırmacılar, lucid rüyalar elde etmek için katılımcıları bir süre uykudan uyandırma yöntemini kullandılar ve katılımcılar tekrar uykuya daldığında lucid rüya görme niyetinde oldular. Narkolepsili Fransız katılımcı çalışmadan önce başarılı bir lucid rüyacıydı . Hollanda’daki araştırmacılar da Amerikalı gruba benzer olarak uykudan önce ve uyku esnasında duyusal uyarıyı kullandılar.

 

Amerikalı grup haftada bir ya da daha fazla rüya hatırladığını bildiren 22 katılımcıyla çalıştı. Katılımcılara; görev olarak sözlü matematik problemlerini, ve sinyal olarak katılımcılardan gelen göz hareketlerini kullandılar. Alman grup, lucid rüyayı deneyimleyen 10 katılımcıyla çalıştı. Bu grup, katılımcılara matematik problemlerini sunmak için ışık ve tonları; yanıt sinyali olarak ise rüya görenlerden gelen göz hareketlerini kullandı. Fransız grup, narkolepsili olan katılımcıyla çalıştı ve ona evet/hayır sorularını sordu ya da ışık, dokunma, konuşma uyaranları arasında ayrım yapmasını istedi ve yüz kası kasılmalarını çıktı yanıtları olarak kullandı. Katılımcının yaşadığı kendiliğinden lucid rüyalar elde ettiler. Hollanda’daki grup, üç deneyimli lucid rüya gören bireylerle çalıştı. Sözlü matematik problemleri görev olarak; göz hareketleri ise katılımcı çıktısı olarak kullanıldı.

 

Toplamda iki yönlü iletişim girişimleriyle 82 seans denendi. Bunlardan 57 seansta REM uykusu vardı. 15 seansta sinyalle doğrulanmış lucid rüya vardı. Yanıt olarak kullanılan göz hareketleri ve kas kasılmaları bir deneyci ve üç puanlayıcı tarafından puanlanmıştır. Dört kişiden en az üçünün sinyalin mevcut olup olmadığı konusunda hemfikir olması gerekiyordu. 158 denemeden, 29 doğru cevap, 5 yanlış cevap, 28 belirsiz cevap vardı ve 96’sı yanıtsızdı. Bu, uyanıkken aynı katılımcılar için çok etkileyici bir yanıt oranı olmasa da, doğru cevapların uyuyan insanlardan elde edilebileceği oldukça şaşırtıcıdır. Katılımcılar tarafından bildirilen bu öznel deneyimler, sürecin nasıl işlediğine dair bir fikir vermektedir. Katılımcılar uyandıktan sonra, soruların rüyanın üzerine eklendiğini veya rüyaların dışından geldiğini belirtti. Sonuç olarak, rüya esnasında bilgi alma, işleme ve raporlama sürecini daha iyi anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Kaynakça:

Psychology Today

Çiğdem Yaren DÜZGÜN

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*