Öğrenilmiş İyimserlik

Öğrenilmiş İyimserlik Nedir?

Kendimizle olan negatif içsel konuşmamızın farkında olarak ve bununla mücadele ederek yaklaşımımızı ve davranışlarımızı değiştirebileceğimizi ileri süren kavrama “Öğrenilmiş İyimserlik” denir. Bu kavram, Pozitif Psikoloji’nin kurucu babası olarak kabul edilen Martin Seligman’dan gelmektedir. Martin Seligman bu kavramı “Öğrenilmiş İyimserlik” adlı kitabında etraflıca ele almıştır.

 

Kavramın Öncesi

Öğrenilmiş iyimserlik bir pozitif psikoloji kavramıdır ve öğrenilmiş çaresizliğin tersidir. Seligman geçmişte kötümserliğe dair pek çok araştırma yapmıştır ancak bazı insanların olumsuzluklara karşı neden çaresiz hissetmedikleri ilgisini çekmesiyle birlikte ilgi alanını insanların nasıl iyimserliğe alıştırılabileceğine çevirmiştir.

 

Araştırmalarda Bulunan Faydaları

Faydalarına gelmeden önce öğrenilmiş iyimserlikle ilgili birkaç tanıma göz atalım.

Carver ve meslektaşları iyimserliği eğilimsel bir bakış açısıyla: “insanların geleceğe dair olumlu beklentilerinin olduğunu yansıtan bir bireysel farklılık değişkeni” (2010:879) olarak tanımlamışlardır.

Seligman’ın açıklama tarzı tanımına göre “İyimserliğin temeli olumlu ifadeler veya zafer imgelerinde değil, nedenleri düşünme şeklinizdedir” (Seligman, 2007:52).

Buradan iyimserliğin “öğrenilebilir” olduğu fikrinin nereden geldiği anlaşılabilir.

İyimserliğin birkaç faydaları şunları içerir:

 

  • Sağlık

Araştırmalar iyimserliğin nasıl sağlığımıza olumlu etkilerinin olduğunu göstermiştir. Örneğin:

Baş ve boyun kanseri hastalarıyla yapılan bir araştırmada, iyimser hastalar diğer hastalara kıyasla tedaviden önce ve sonra daha kaliteli bir hayat yaşadıklarını bildirdiler ve bu, pozitif bakış açısının sağlık durumlarından gelen strese karşı tampon görevi gördüğünü gösteriyor (Allison et al., 2000).

Ayrıca iyimser bireyler sağlık durumlarının daha farkında olmaya meyillilerdir. Radcliffe ve Klein’ın 146 orta yaşlı erişkinle yapılan araştırması (2002) gösterdi ki iyimser olanlar kalp krizi risk faktörleri ve stres, alkol tüketimi, sigara kullanımı gibi diğer risk faktörleri hakkında daha bilgiliydi.

 

  • Motivasyon ve Performans

İş hayatında iyimserlik daha çok çalışmaya sevk eden içsel motivasyon, stresli durumlara dayanabilme ve daha çok hedef odaklı davranışla ilişkilendirilmiştir (Luthans, 2003).

Daha yüksek motivasyon ayrıca üniversite öğrencileriyle yapılan araştırmalarda da bulunmuştur. Daha yüksek iyimserlik daha iyi not ortalamalarıyla ilişkilendirildi. Bunun sebebi, iyimser eğilimin daha yüksek devamlılıkla ilişkili olması olabilir (Segerstorm & Nes, 2006).

 

  • Kariyer Başarısı

Kariyer iyimserliği sübjektif kariyer başarısı ve iş tatminiyle ilişkilendirilmiştir (Spurk et al., 2015). Kariyer iyimserliği ayriyeten daha iyi uyumla bile ilişkilendirilmiştir (Tolention et al., 2014).

 

İyimserlik Nasıl Geliştirilir?

İyimserliğinizi arttırmak için bazı yollar vardır. Seligman “Öğrenilmiş İyimserlik” kitabında Albert Ellis’in ABC Yöntemini önermektedir.

Bilişsel Çarpıtmalar

        Üç bilişsel çarpıtma tecrübelerimizi anlamamıza zemin teşkil etmektedir: kişiselleştirme (personalization), yayma (pervasiveness kelimesinin tek kelimelik bir anlamı olmadığı için ve kelimenin anlamı her yere yayılma gibi bir şey olduğu için yayma dedim), ve süreklilikleştirme (permanence).

Kişiselleştirme bir içsel vs. dışsal atfetme tarzı olarak düşünülebilir. Eğer kötü bir şey olursa kötümser biri bunu içsel faktörlere atfeder. Bu aksiliği kendi başarısızlıkları olarak görürler, yani sonucu kişiselleştirirler.

Yayma sıkıntılı bir durumun genel veya spesifik unsurunu açıklar. Bir genel veya yaymacı atfetme kötümserdir ve yakın olarak felaket senaryoları kurmayla ilişkilidir, “Berbat bir iş yaptım; Bir daha asla işe alınmayacağım, ASLA” gibi. Kötü bir sonucu bu şekilde yorumlayan bir insan hayatının diğer alanlarının da bu sonuçtan etkileneceğine inanır: “Bu demek oluyor ki ben kötü bir öğrenciyim ve sevilemez de biriyim”. Buna karşılık iyimserler olumsuz olayları değil olumlu olayları bu şekilde hayatlarının diğer alanlarına yayılmış hissederler.

Süreklileştirme, olumsuz bir olayı geçici veya kalıcı ve değiştirilemez görmemizle ilgilidir. Kötümser bir açıklama tarzı şunun gibidir: “Ben her zaman berbat bir dansçı olacağım çünkü ben buyum”. Bunun yerine iyimser açıklama tarzı şunun gibidir: “İyi dans edemememin sebebi muhtemelen bacağımın acıyor olması ancak yakın zamanda iyi dans edeceğim”. Burada ki asıl mevzu durumun kalıcı veya değiştirilemez olmamasıyla ilgilidir.

ABC Yöntemi

ABC’nin açılımı şu şekildedir:

Aksilik (Adversity) – Örneğin: Bir arkadaşla kavga etmek.

İnanışlar (Beliefs) – Örneğin: “Vay be, çok kötü bir arkadaşım ve hep de böyle olacağım”.

Sonuçlar (Consequences) – Örneğin: Arkadaşınla barış yapmaya çalışmıyorsun çünkü kim olduğunu değiştiremezsin.

Kendi ABC sürecinizi yeniden öğrenmeniz (yani değiştirmeniz) bu bilişsel çarpıtmaların veya kötümser açıklama tarzınızın daha farkında olmanız, yüzleşmeniz ve bunları daha iyimser ve uyumlu düşüncelerle değiştirmektir.

Kaynak: https://positivepsychology.com/learned-optimism/

 

Mikail Yayan

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*