Sosyal Medya Bağımlılığı Üzerine Bir İnceleme

Bağımlılık kelimesine zannediyorum ki hepimiz aşinayızdır. Bağımlılık dendiğinde aklınıza ilk ne geliyor? İkinci sorum ise şu olacak kendinizi bağımlı olarak nitelendirir misiniz? Bağımlı olmak genel olarak alkol, sigara, uyuşturucu gibi keyif verici maddeler ve kumar ile özdeşleşmiş olsa da geliştirmiş olabileceğimiz pek çok bağımlılık türü bulunuyor. Psikopol dergisi ailesi olarak bu ayki temamız “Bağımlılık”. Ben genel hatları ile sosyal medya bağımlılığını ele alacağım ancak bağımlılık türlerine ve bağımlılığa ilişkin daha fazla bilgiye ulaşmak isterseniz bu ayki diğer yazılarımıza da mutlaka göz atın derim.

Bağımlılık; bir maddenin amacı dışında ve o maddeye karşı gelişen tolerans sonucu gittikçe artan miktarlarda alınması, kişinin yaşamında sorunlara neden olmasına rağmen kullanımının sürdürülmesi ve madde alımı azaltıldığında ya da bırakıldığında yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması ile giden tablodur.” Bu tanıma bakıldığında bağımlılığın net bir çerçevede zihnimizde canlandırılması son derece kolay. Eminim ki gözünüzün önüne filmlerden kareler ya da gerçek hayatta böyle bir tanıdığınız var ise onunla ilgili anılar kolayca gelebiliyordur. Bir maddeye bağımlı birinin yoksun kaldığındaki davranışları… Peki bağımlı olduğumuz şey bir madde değilse ya da bağımlılığımızın farkında değilsek bu durumda da net bir çerçeve belirir miydi zihnimizde? Kişilere karşı geliştirilen bağımlılık, onay bağımlılığı, eroin gibi dikkat çekici olmadığı için size son derece normal gelen kafein bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı? Bu başlıklar üzerinde düşündüğünüzde merakınızı cezbetmek olası sanırım. Gelelim benim ele almak istediğim bağımlılık türüne “Sosyal Medya Bağımlılığı” umarım günün sonunda sosyal medya bağımlısı çıkmazsınız 😊

Sosyal Medyayı Nasıl Kullanıyorsunuz?

Hızla gelişen teknolojinin biz farkında dahi olmadan hayatımızın ortasına getirip koyduğu şeylerden birisi internet. Yaygın internet kullanımına bağlı olarak bilgisayar başında ya da akıllı telefonlarımız vasıtası ile ekran başında geçirdiğimiz süreler bir hayli uzun. TUİK 2015 verilerine göre internet kullanım amacımızın ilk sırasında %80,9 ile sosyal medya kullanımı yer alıyor. Verilerin 2015 yılına ait olduğunu göz önünde bulundurursak bu yüzdenin 2022 yılında çok daha yüksek olduğu tahmin edilebilir. Sosyal medya kullanıcılarının %71’i ise günlük ortalama 1-5 saatini sosyal medya ağlarında geçiriyor ve 1 saat oldukça iyimser geldi bana 😊 Sosyal medya kullanım amaçlarımıza bakıldığında ise iletişim kurma, bilgiye ulaşma ve eğlenme amaçları taşıdığımız görülüyor.

Gerçek yaşam deneyimlerimiz, sahip olduğumuz fiziksel çevremiz ve o çevrede yaşayan insanlar ile kurduğumuz ilişkiler, günlük rollerimiz ve sorumluluklarımız değerlendirildiğinde sahip olduğumuz fiziksel bir yaşam alanımız mevcut. Diğer taraftan sosyal ağların sunduğu, sanal ancak hayatımıza tesiri son derece yoğun olan başka bir yaşam alanımız da mevcut. Bu bağlamda sosyal medya bağımlılığını, fiziki çevremizden daha çok sanal ortamdaki varlığımızın artması ve bunun bize ne şekilde tesir ettiği noktasında ele alabiliriz.

Sosyal Medya Bağımlısı Mısınız?

Herhangi bir şeye bağımlı olduğumuzda gösterdiğimiz reaksiyonlar ve yoksunluk belirtileri düşünüldüğünde sosyal medya bağımlılığını ise “bireyin sosyal medyayı kontrol edemediği kadar fazla kullanması, sürekli ona gereksinim duyması ve bununla beraber bu durumun günlük yaşamını çalışma arkadaş ve aile ortamını olumsuz etkilemesi” olarak tanımlayabiliriz.

Sosyal medyada geçirilen zamanın artmasına paralel olarak bireyler sürekli olarak kendilerini güncellemek istemektedirler. Yapılan paylaşımların sürekli takibinin yapılması hatta gelişme kaçırma korkusu sosyal medyaya bağlı kalınmasını sağlamaktadır. Gelişme kaçırma korkusu kişinin başkalarının ne paylaştığını nerede ve kimlerle beraber olduklarını öğrenme isteği, başkalarının yaşadıkları güzel ve heyecan verici durumları kaçırmamak adına duydukları huzursuzluk ve endişeyi ifade etmektedir. Gelişme kaçırma korkusu yaşayan bireylerin sıklıkla yalnız olduğu, yalnızlıklarını sosyal ağlarda giderdikleri, sevgi ve şefkat ihtiyaçlarını paylaşımlar aracılığıyla sağladıkları belirlenmiştir. Kişilerin sosyal medya kullanım süresinin artması özellikle bu kullanımın bağımlılık düzeyinde olması ise kişilerin yüz yüze iletişim yerine sanal iletişimi tercih etmelerinde önemli bir etkendir. Sosyal medya kullanımı ile gerçek yaşam deneyimlerindeki depresyon ve yalnızlık hissinden uzaklaşarak, öz yeterlilik ve yaşam memnuniyetini artıran birey için sosyal medya ödül niteliğindedir. Bu döngü içerisinde ödül beklentisi ile sosyal medya kullanımı artmakta bunun yansıması ise günlük işlevselliğin bozulması şeklinde olmaktadır. İş yaşamında, sosyal ilişkilerinde ve günlük işlevlerinde sorun yaşayan kişi ise daha fazla negatif duygulara sahip olmaktadır. Ayrıca sıkkın ya da stresli hissedilen zamanlarda sosyal medyada geçirilen zamanın keyif vermesi kişilerde pekiştireç işlevi görmektedir. Bu bağlamda sosyal medyada geçirdiğiniz zamanı gözden geçirebilirsiniz. Telefonunuzu evde unutmak ya da sosyal medya hesaplarınızı kapatmak size nasıl hissettirirdi? Yoksun ve gergin olur muydunuz?

Sosyal medya bağımlılığı ile psikolojik bozukluklar arasında ilişki olduğunu gösteren çalışmalar ise bizlere oldukça ilginç bilgiler sunmaktadır. Sosyal medya bağımlılığı ile ilişkili psikolojik bozuklukların ilk sırasında psikotizm yer alırken paranoid düşünceler, fobik anksiyete ve öfke-düşmanlık duyguları sırasıyla psikotizmi takip etmektedir. Veriler gösteriyor ki sosyal medya kullanım oranı arttıkça psikolojik bozukluklar da artmaktadır.

Bazı araştırma bulgularına göre ise kişi kendisini diğerleriyle karşılaştırdığında iyimserlik, esinlenme, depresyon, imrenme, kıskançlık gibi duygular yaşayabilmektedir. Bu duyguların altında yatan en önemli etken kişinin kendisini diğerleri ile yetenek temelli bir sosyal karşılaştırmaya tabi tutmasıdır. Bu durumda daha çok depresyon ve imrenme duyguları yaşamakta ve sonucunda psikolojik iyilik hali düzeyi düşmektedir.

Sosyal Mecralardaki Benlik

Benlik oldukça ilginç bir kavram. Bireylere dair benliği tanımlarken ya da onu değerlendirirken kişilerin gerçek yaşam deneyimlerinin yanı sıra sosyal ağlarda nasıl var oldukları da kişilere dair önemli ipuçları barındırıyor olabilir. İyi bir sosyal medya kullanıcısı iseniz (umarım bağımlı olmayanından) mutlaka “paylaşılan, aslında olan” görselleri ile karşılaşmışsınızdır. Burada yapılan şey bir tür duygusal tatmin yaşamak mıdır? Ya da Metaverse evrenin kendi yarattığımız versiyonu mudur? 😊 Bu açıdan bakıldığında sosyal mecralarda olduğumuz kişi ya da takip ettiklerimiz ideal benlik ile oldukça ilişkili olmalı.

Sosyal medya kullanımı ile hayatımıza nüfuz eden bir başka kavram ve kişiler ise sosyal medya fenomenleri ya da influencerlar. Binlerce takipçisi olan ve yine binlerce kişiyi etkisi altında bırakan bu kişilerin sosyal medya bağımlısı olduklarına bahse girebilirim 😊Beğeni sayısı ve yorumlara göre ruh hallerinin değiştiğini de ön görmek zor olmasa gerek. Diğer taraftan fenomen olmasa dahi sosyal medyada yaptığı paylaşımlara karşılık girdiği etkileşimler ile olumlu ya da olumsuz duygular geliştiren pek çok kullanıcı mevcut. Freud’un rüyaları yorumladığı (insanlar hala rüya görmeye devam ediyor dolayısıyla rüyaları yorumlamak psikanalistler için hala geçerli ve önemli) bir süreçten sosyal medya paylaşımlarımızın analizinin yapıldığı ya da yapılacağı bir döneme geçmiş olabiliriz.

Bir gün instagram hesabımda gezinirken (kesinlikle bağımlı değilim son derece dikkatli bir kullanıcıyım, sadece sosyal medyayı birkaç saat kontrol etmediğimde ellerim titremeye başlıyor 😊) İngiliz Şarkıcı Ed Sheeran’ın bir videosuna denk geldim. Ed Sheeran katıldığı bir televizyon programında sosyal medya kullanımına ilişkin şöyle bir yorumda bulunuyor:

“Ne zaman birinin Selfie paylaştığını görsem, onunla konuşmak isterim. Ona “Her şey yolunda mı diye?” sormak isterim. Çünkü bence o kişi kötü bir gün geçiriyor ve insanların ona bakıp “Aman Tanrım! Çok güzel çıkmışsın!” demelerini bekliyor ve bu onu mutlu ediyor.

Bence bu çok ciddi bir konu. Sosyal medya bize ışıltılı hayatlar sunuyor ve herkesin hayatı mükemmel diyor ve bu herkesin kötü hissetmesine neden oluyor. Çünkü insanlar, benim hayatım niye mükemmel değil diye düşünmeye başlıyorlar. Ama o mükemmel fotoğrafı resmeden insanın hayatına baktığınız zaman aslında o da kötü bir gün geçiriyor ama şunu duymak istiyor “Vay be! Gerçekten iyi görünüyorsun!” Yani kısacası bütün bu şeyler aldatmaca”

Bu yorum hakkında ne düşünüyorsunuz bana haklı gibi geldi. Son olarak dergimizin sosyal medya hesaplarını takip etmeyi ve kanalımıza (bir kanalımız yok ama hesaplarımızı takip konusunda ciddi olabilirim) abone olmayı unutmamanızı umarak siz değerli Psikopol okuyucusuna mutlu bir gün diliyorum.

Semanur ERDAL

 

Kaynaklar

Atahan Karadağ, Berna Akçınar- Üniversite Öğrencilerinde Sosyal Medya Bağımlılığı ve Psikolojik Semptomlar Arasındaki İlişki / Bağımlılık Dergisi – 2019 20(3)

Tuğçe Toker Uğurlu, Ceyhan Balcı Şengül, Cem Şengül- Bağımlılık Psikofarmakolojisi / Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar – 2012 4(1)

Mehmet Bilgin- Ergenlerde Sosyal Medya Bağımlılığı ve Psikolojik Bozukluklar Arasındaki İlişki / The Journal of International Scientific Researches 2018, 3(3)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*