Sosyal Medyanın Sağlığa Olan Potansiyel Zararları

1. Anksiyete ve Depresyon

Genç insanların altıda biri hayatlarının bir noktasında anksiyete bozukluğu yaşıyorlar ve geçtiğimiz 25 yılda genç insanların anksiyete ve depresyon oranları %70 arttı. Yaptığımız çalışmada genç insanlar, en çok kullanılan beş sosyal medya platformdan dördünün anksiyete duygularını daha kötüleştirdiğini ifade etti. 

Anksiyete genç bireylerin hayatında ciddi anlamda zarar verici etkiye sahip olabilir. Yoğun endişe ve paniğin baskın gelmesi durumunda bu faktörler kişinin evden çıkabilmesini, derslere katılabilmesini veya işini yapabilmesini zorlaştırabilir. Anksiyete genelleştirilmiş kaygı bozukluğu, panik bozukluk veya obsesif kompulsif bozukluk gibi spesifik ruh sağlığı bozukluklarıyla teşhis edilebilir.

Bir araştırmaya göre sosyal medyayı yoğun kullanan insanlar – günde iki saatten fazla zaman harcayan insanlar – zihinsel sağlıklarıyla ilgili olumsuzluk bildirmeye daha meyilli. Arkadaşlarını sürekli tatilde veya geceleri dışarıda eğlenirken gören genç bireyler, başkaları hayatın tadını çıkarırken kendileri pek çok şey kaçırıyor gibi hissedebilirler. Bu hisler genç bireylerin “kıyasla ve kederlen (compare and despair)” tavrını geliştirmelerine sebep olabilir.

2. Uyku

Uyku ve ruh sağlığı birbirleriyle sıkı bir şekilde bağlantılıdır. Kalitesiz bir uyku düzeni aynı oranda ruh sağlığınızı da etkilemektedir. Uyku gelişim için anahtar bir zaman olduğu için bilhassa ergenler ve genç erişkinler için önemlidir. Beyin yirmi ve otuz yaşlarına kadar tamamen gelişmiş değildir. Uyku, uyanık olduğumuz zamanlarda işlevsel fonksiyonlar gösterebilmemiz için gereklidir ve ergenler erişkinlere kıyasla yaklaşık 1-2 saat daha fazla uykuya ihtiyaç duyarlar. Kalitesiz uykunun yüksek tansiyon, diyabet, obezite, kalp krizi, felç ve depresyon gibi fiziksel ve zihinsel sağlık durumlarıyla ilişkisi vardır.

Pek çok sayıda araştırma, genç bireylerde artan sosyal medya kullanımının kalitesiz uyku ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Ayriyeten yatmadan önce telefonlarla, laptoplarla ve tabletlerle sosyal medya kullanımı, gündüz vakti kullanımına göre kalitesiz uykuya daha çok sebep olmaktadır. LED ışıklarının uykudan önce melatonin hormonunu engellemek suretiyle uykulu hissetme durumunu engellediği düşünülüyor. Bu demek oluyor ki, uyku durumuna geçmek daha uzun sürer ve bu nedenle bireyler her gece daha az uyur. Her beş gençten biri, sosyal medyadan gelen mesajları kontrol etmek için geceleri uyandığını ve okuldaki arkadaşlarına kıyasla okulda daha yorgun hissettiklerini belirtti.

3. Vücut Algısı

Vücut algısı erkeklerin ve kadınların, ancak özellikle ergen ve genç erişkin kadınların, dikkate aldığı bir konu. On ergen kızdan dokuzu vücutlarından memnun olmadıklarını dile getirdi.

Facebook’a her saat 10 milyon yeni fotoğraf yükleniyor ve bu durum kadınların kendi görünüşlerini kıyaslamaları için sonsuz bir potansiyel teşkil ediyor. Araştırmalar gösterdi ki, sadece kısa bir süreliğine de olsa Facebook kullanan kızların vücut algı endişeleri hiç kullanmayan kızlardan daha yüksek. Başka bir çalışma da ayrıca kızların Facebook’ta zaman geçirdikten sonra yüz, saç ve cilt gibi kendileri için abartılı değişimler istediklerini ifade ettiklerini gösterdi.

4. Siber Zorbalık

Çocukluk zamanında zorbalığa maruz kalmak bireyin ruh sağlığı, eğitimi ve sosyal ilişkileri için büyük risk teşkil eden bir faktördür ve bu durumdan kaynaklanan etkiler sıklıkla erişkinliğe kadar taşınır. Sosyal medyanın yükselişi, çocukların ve genç insanların birbirleriyle neredeyse sürekli bir irtibat halinde olduklarını ifade ediyor. Okul günleri yüz yüze gerçekleştirilen etkileşimlerle doluyken evde geçen zaman ise sosyal medya platformları üzerinden kurulan etkileşimlerle dolu. Bu etkileşimlerin çoğu pozitifken, bu durum ayrıca zorbalar fiziksel olarak yakın olmamalarına rağmen zorbalıklarına devam edebilmeleri için bir fırsat oluşturuyor.

Her on genç bireyden yedisi siber zorbalık tecrübe ettiklerini ifade ederken, %37’si siber zorbalığa sıklıkla maruz kaldıklarını ifade etti. Genç bireylerin Facebook üzerinden zorbalığa uğramaları diğer sosyal medya platformlarına kıyasla iki kat daha fazla. Zorbalığa uğrayan kurbanlar düşük akademik performans, depresyon, anksiyete, kendine zarar verme, yalnız hissetme, uyku durumunda ve beslenme alışkanlıklarında değişimler gibi durumları tecrübe etmeye daha meyilli.

5. Fırsat Kaçırma Korkusu (FoMO)

Fırsat kaçırma korkusu göreceli olarak daha yeni bir konsept ve sosyal medyanın popülerliği arttığından dolayı popüler kültürde hızla artıyor. Esas itibarıyla FoMO, sosyal olayların veya başka türlü eğlenceli aktivitelerin, kişinin mevcudiyeti veya haberi olmaksızın gerçekleşiyor olma ihtimali ile ilgili bir endişedir. FoMO, fırsat veya etkinliği kaçırmama amacıyla, başka insanların yaptıklarına sürekli olarak bağlı olmakla nitelendirilir. FoMO olumsuz ruh hali ve düşük hayat tatmini ile ilişkilendirilir.

Fotoğraf ve videoların sosyal medyada paylaşılması, genç insanların başkalarından gelen sonsuz bir akışı tecrübe ettiklerini ve bu da başkaları hayatlarının tadını çıkarırken kendilerinin hayattan fırsatlar kaçırdıkları hissini yaşamalarına sebep olabileceğini ifade ediyor. Pek çok insan bir miktar FoMO tecrübe etmektedir ve çoğu insan için problem teşkil etmez. Ancak gitgide artarak genç bireyler FoMO’nun hayatlarında anksiyeteye ve yetersizlik hislerine sebep olduğunu bildirmektedir.

 

Çeviren: Mikail Yayan

Kaynak: PsycAlive

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*